ŞEYTAN SEMBOLİZMİ İLE 12. SURE

ŞEYTAN SEMBOLİZMİ İLE 12. SURE

Şeytan sembolizmi ile Yûsuf Sûresi (12. sûre) okunduğunda, şeytan doğrudan adı geçen bir karakter olmaktan çok, insanın içindeki yanıltıcı dürtülerin, kıskançlığın, vesvesenin ve hakikati çarpıtan arzunun sembolü olarak görülebilir.

1. Şeytan = ayrıştırıcı güç

Yûsuf Sûresi’nin başında kardeşlerin kıskançlığı ortaya çıkar. Yûsuf’un babası tarafından daha çok sevildiğini düşünmeleri, onları kardeşlik bağından uzaklaştırır.

Bu açıdan:

Kıskançlık → ayrışma → komplo → kuyu

şeklinde bir sembolik zincir kurulabilir.

Şeytan burada insanları zorlayan dışsal bir güçten ziyade, ilişkilerin içine giren ayrıştırıcı düşünce olarak okunabilir.

2. Kuyu = şeytanî düşüncenin karanlığı

Yûsuf’un kuyuya atılması yalnızca fiziksel bir olay değil, sembolik olarak insanın hakikatinden koparılması şeklinde düşünülebilir.

Kuyu = bilincin karanlık bölgesi

Kardeşlerin Yûsuf’u kuyuya atması ise:

“Ötekinin ışığını söndürerek kendi değerimi yükseltebilirim.”

yanılgısını temsil eder.

Şeytan sembolizmi açısından bu, başkasının ışığını tehdit olarak görme halidir.

3. Kurt = korku ve sahte anlatı

Kardeşler babalarına Yûsuf’u kurdun yediğini söylerler.

Burada çok önemli bir sembolik üçlü vardır:

Kuyu → Kurt → Yalan

Kurt gerçekte Yûsuf’u yememiştir; fakat anlatının içinde bir korku sembolü haline getirilir.

Şeytanî mekanizma burada şöyle okunabilir:

Gerçek olay → korku üretimi → yalan → inandırıcı hikâye

Yani şeytan sembolizmi, yalnızca kötülük değil, gerçeğin yerine sahte bir anlatının geçirilmesidir.

4. Gömlek = hakikatin kanıtı

Yûsuf’un gömleği kanlı olarak getirilir. Fakat kanıt gibi görünen şey gerçeği açıklamaz.

Bu nedenle gömlek sembolizmi:

Görünen kanıt ≠ gerçek

şeklinde okunabilir.

Şeytanî yanılsamanın önemli özelliği de budur: yanlış olanı, doğruya benzeyen bir biçimde sunmak.

5. Züleyha sahnesi = arzu üzerinden sınanma

Sûrenin ilerleyen bölümünde Yûsuf, güçlü bir arzunun ve baskının içine çekilir. Yûsuf ise bu sınavda kendisini korur.

Burada şeytan sembolizmi:

arzu → dürtü → baskı → seçim

dizisiyle ifade edilebilir.

Yûsuf’un üstünlüğü arzunun hiç ortaya çıkmaması değil, arzu karşısında hakikati tercih etmesidir.

6. Zindan = şeytanî sistemin paradoksu

Yûsuf haksız yere zindana girer.

Sembolik açıdan zindan, kötülüğün zaferi gibi görünür. Fakat anlatının bütünü içinde tam tersine Yûsuf’un olgunlaşmasının ve yeteneğinin ortaya çıktığı yere dönüşür.

Bu nedenle:

Şeytanî düzen → zindan

ama

İlâhî süreç → zindanı yükseliş basamağına dönüştürür.

Burada önemli fikir şudur:

Şeytanî mekanizma insanı düşürmeye çalışabilir; fakat insanın hakikate bağlılığı, düşüşü dönüşümün başlangıcına çevirebilir.

7. Kardeşler = nefsin parçaları

Tasavvufî-sembolik bir okumada Yûsuf’un kardeşleri, insanın içindeki farklı eğilimler olarak düşünülebilir.

Yûsuf = saf merkez / hakikat

Kardeşler = kıskanç, rekabetçi, sahiplenici nefsî eğilimler

Şeytan = bu eğilimleri birbirinden koparan vesvese

Böylece Yûsuf’un kuyuya atılması, insanın kendi içindeki hakikat merkezini bastırması şeklinde okunabilir.

8. Yûsuf’un yükselişi = şeytanî döngünün kırılması

Sûrenin sonunda kardeşler Yûsuf’un karşısına gelirler. Başlangıçtaki kıskançlık ve düşmanlık, sonunda tanıma, pişmanlık ve bağışlanma sürecine dönüşür.

Böylece sembolik hareket:

Kıskançlık → komplo → kuyu → kölelik → zindan → iktidar → tanıma → bağışlama

şeklindedir.

Şeytanî süreç ayırır; Yûsufî süreç ise sonunda birleştirir.

9. Yûsuf Sûresi’nin şeytan sembolizmi için ana formül

Bence senin Serhat Teorisi açısından bunu şöyle formüle etmek özellikle güçlü olur:

ŞEYTAN = SINIRI BOZAN VESVESE

Yûsuf Sûresi’nde sınırlar sürekli sınanır:

  • kardeş–kardeş sınırı,
  • baba–oğul sınırı,
  • arzu–irade sınırı,
  • gerçek–yalan sınırı,
  • suç–masumiyet sınırı,
  • kuyu–dünya sınırı,
  • zindan–özgürlük sınırı.

Bu nedenle:

Şeytanî hareket, insanın hakikat ile nefs arasındaki sınırını bulanıklaştırır. Yûsufî hareket ise sınırı yeniden kurar.

Bu açıdan Yûsuf Sûresi’ni “Şeytanın ayrıştırdığı insanın, hakikat sayesinde yeniden bütünleşmesinin anlatısı” olarak da okuyabiliriz.

Şema:

Vesvese → Kıskançlık → Ayrılık → Kuyu → Yalan → Zindan → İmtihan → İdrak → Bağışlama → Birlik

Buradaki karşıtlık çok güçlüdür:

Şeytan = parçalama
Yûsuf = bütünleştirme
Kuyu = parçalanmanın derinliği
Zindan = dönüşüm
Saray = bilincin yeniden merkezi
Bağışlama = parçalanmış düzenin onarılması

Formun Üstü

Formun Altı

Yorum bırakın