KENDİ ÖZ SEMBOLİZMİ İLE 12. SURE

KENDİ ÖZ SEMBOLİZMİ İLE 12. SURE

“Kendi öz”ü, insanın başkalarının verdiği kimliklerden, korkulardan, beklentilerden ve rollerden sıyrılarak kendi hakiki varlığına ulaşması şeklinde sembolik olarak okuyabiliriz. Bu açıdan Yûsuf Sûresi (12. sûre) çok güçlü bir “öz’e dönüş” anlatısıdır.

Yûsuf Sûresi’nde “kendi öz” sembolizmi

Yûsuf kıssasındaki unsur“Kendi öz” açısından sembolik anlam
RüyaÖzün henüz gerçekleşmemiş potansiyeli
11 yıldızKişiliğin çevresindeki güçler/ilişkiler ve insanın çoklu yönleri
Baba YakubÖz bilgiyi sezebilen iç rehber
Kardeşlerin kıskançlığıBenliğin parçalarının hakiki özü bastırması
KuyuDış kimliklerin çöktüğü iç karanlık
KölelikBaşkalarının tanımladığı kimliğe mahkûmiyet
MısırDüzen, toplum ve güç dünyası
ZindanDış özgürlüğün kaybolduğu fakat iç özün güçlendiği dönem
Rüya yorumlamaİç gerçekliği anlamlandırma yeteneği
VezirlikÖzün toplumsal sorumluluğa dönüşmesi
KıtlıkSahte bollukların sona ermesi
Depolar/ambarlarİçsel birikim: bilgi, sabır, deneyim ve hikmet
Kardeşlerle karşılaşmaBenliğin parçalarının yeniden bütünleşmesi
AffetmeGeçmiş benlik çatışmasını aşma
Buluşma ve rüyanın gerçekleşmesiÖz ile hayat arasındaki bütünleşme

1. Kuyu: “Ben kimim?” sorusunun başlangıcı

Yûsuf’un kuyuya atılması, sembolik okumada eski kimliğin parçalanmasıdır.

Yûsuf artık:

oğul → kardeş → köle

gibi başkalarının verdiği tanımlarla belirlenir.

Fakat kuyuda bütün bu toplumsal kimlikler anlamını kaybeder. Böylece sembolik olarak şu soru ortaya çıkar:

“Bana verilen kimlikler yok olduğunda geriye ne kalır?”

İşte “kendi öz” arayışı burada başlar.

2. Zindan: Özün dış koşullardan bağımsızlaşması

Kuyu fiziksel düşüştür; zindan ise bilinçli bir sınanmadır.

Yûsuf zindanda bile kimliğini kaybetmez. Başkalarının ona verdiği rol değişir fakat onun iç merkezi değişmez.

Bu nedenle:

Kuyu = özün kaybolmuş gibi görünmesi
Zindan = özün sınanması
Saray = özün dünyada işlev kazanması

şeklinde üç aşamalı bir model kurulabilir.

3. Rüya: Özün gelecekteki görüntüsü

Yûsuf’un çocukluk rüyası, sembolik olarak insanın içinde taşıdığı henüz gerçekleşmemiş özü temsil eder.

Rüya hemen gerçekleşmez.

Önce:

rüya → kuyu → kölelik → zindan → yönetim → gerçekleşme

zinciri yaşanır.

Bu da önemli bir sembolik ilke verir:

Öz, keşfedildiği anda tamamlanmaz; hayat tarafından olgunlaştırılır.

4. Mısır ve depolar: Özün birikime dönüşmesi

Sizin son dönemde üzerinde durduğunuz ambar/depo sembolizmi burada özellikle anlamlıdır.

Yûsuf yalnızca kendisini kurtaran biri değildir. Bilgisini ve öngörüsünü toplumun geleceğini koruyacak bir sisteme dönüştürür.

Bu nedenle depo sembolik olarak:

öz → bilgi → deneyim → hikmet → toplumsal fayda

dönüşümünü gösterir.

İnsanın kendi özünü bulması, sadece “kendimi tanıyorum” noktasında bitmez. Öz, başkalarına fayda sağlayan bir kapasiteye dönüşmelidir.

5. Kardeşler: Özün parçalarının yeniden birleşmesi

Kardeşler Yûsuf’u kuyuya atan güçlerdir. Fakat kıssanın sonunda yine onların karşısına çıkar.

Bu, psikolojik-sembolik açıdan çok güçlüdür:

İnsan kendi geçmişiyle yüzleşmeden bütünleşemez.

Yûsuf geçmişini inkâr etmez. Fakat geçmişin kendisini yönetmesine de izin vermez.

Sonuç:

intikam yerine bağışlama

olur.

Burada “kendi öz” artık yalnızca masumiyet değildir; olgunlaşmış özdür.

6. Yûsuf’un özü: Değişen roller, değişmeyen merkez

Yûsuf’un hayatındaki roller sürekli değişir:

Çocuk → kardeş → kuyuya atılan kişi → köle → zindan mahkûmu → rüya yorumcusu → yönetici

Fakat bütün bu değişimlerin altında bir süreklilik vardır.

Bu nedenle Yûsuf Sûresi’nin “kendi öz” açısından ana formülü şöyle kurulabilir:

Rol değişir → mekân değişir → statü değişir → şartlar değişir → fakat öz korunur.

Serhat Teorisi açısından

Bunu sizin Serhat kavramınızla birleştirirsek, “kendi öz” insanın içindeki değişmeyen sınır/merkez olarak okunabilir:

Kuyu = sınırın altı
Zindan = sınırın içi
Saray = sınırın dış dünyaya açılması
Öz = bütün bu sınırları aşarken kaybolmayan merkez

Dolayısıyla Yûsuf Sûresi’nin “kendi öz” okuması şu cümlede yoğunlaşabilir:

İnsan kendi özünü, rahatlık içinde bulmaz; farklı kimliklerin içinden geçerken, onları aşarak ve sonunda kendisiyle bütünleşerek bulur.

Bu açıdan 12. sûre, “özünü kaybetmeden dönüşmek” üzerine kurulmuş sembolik bir yolculuk olarak okunabilir.

Formun Üstü

Formun Altı

Yorum bırakın